Down Sendromu

Bu sendrom 1866 yılından bilinmektedir. İngiliz doktoru Lanqdan Down karakter özelliği olan bu hastalığı bir kız çocuğunda inceledi ve onu “monqolizm” denir. Ancak Asyalı bilim adamlarının hastalığın “monqolizm” adlandırılmasına təpgisindən sonra bu hastalık onu keşfeden bilim adamının şerefine “Down sendromu” adını aldı. Bu çocuklar birbirlerine benziyor, kalıplaşmış aynı olur. Yani onlarda boy kısa olur, zihinsel gelişmeden geri kalıyor, kafası küçük ve yuvarlak olup yüz bölgesinde yastılaşır.Yanaklar yüzün yassılaşmış fonunda bir miktar ortaya çıkıyor. Gözleri dikdörtgen ve küçük olur, göz yarığı şaşı, göz açısında deri büküşlü, ağzı yarıaçıq, dili büyük, karnı kopmuş, dişleri seyrek, kasları ve eklemleri az gelişmiş olur. Yani monqoloid ırkına mensup kişilere benziyorlar. “Monqolizm” adı da bu nedenle kullanılmıştır.

Down Sendromu Genel Bakış

Bu hastalarda görme bozukluğu da görülür. Kulakları zayıf gelişir. Iskeletin normal gelişimi bozulduğu için daun sendromlu bebekler oturmayı ve yürümeyi geç öğrenir. Sindirim ve kan-damar sisteminde ciddi patalogiyalara rast gelinse de, salgı sisteminde öyle kənaraçıxma çok olmuyor. Bağışıklık sistemi zayıf olur, hastalıklara daha sık tutulur, özellikle de kötü huylu tümörlere yakalanma riski çok büyüktür. Beynin genel gelişmeden kalması ve görsel motor zayıf gelişme elemesi zihinsel geriliğe, hem de hareketin normal koordinasyonunun bozulmasına yol açıyor. Erkekler dölsüz olur, kadınlar bazen nesil verebiliyor. Down sendromlu hastaların çoğunluğunun böbreklerinde ve kalplerinde doğumsal kusur gözlemleniyor. Ağılkəmliyi tüm bu hastalarda yaygındır. Ağılkəmliyi iki şekilde olur: ideateya ve imuselis. İmuselis bu hastalığın daha hafifi. En ağır biçimi ise ideateyadır. Down hastalarında sıklıkla obezite durumları da görülebilir. Down sendromlu çocuklar çok sevecen olurlar. Onlar insanlarla hızlı iletişim kurarlar. Hatta kendilerine hizmet etmeyi de başarırlar. Böyle bebekler diğer normal çocuklar gibi şiir, masal öğrenip akılda tutuyorlar.

Down kalıtsal hastalıktır ve hastalık çocuğa sadece anneden geçer. Bu sendroma göre 35 yaşından sonra hamile kalan ve kalıtsal genetik kromozom değişiklikleri olan kadınların bebeklerinde görülür. Down sendromu ile çocuk doğurma ihtimali 35-40 yaşındaki kadınlarda 10 kat, 40 yaşın üstünde olanlarda 100 katıdır. Yani burada babanın yaşının hiç bir farkı yoktur. Çoğu zaman kalıtsal hastalık deyince sanıyorlar mı ki, daun nesilden geçiyor: eğer nesilde kimdəsə daun sendromu olmuşsa, torun, sonuç bu hastalığa tutulacak. Ancak bu, böyle değil. Hastalık sadece annenin vücudundaki kromozomlardan bağlıdır. Son zamanlarda genç kızların kanlarında çok sayıda mikroplar bulunur. Ebeveynler öyle anlamaktadır ki, daun hastalığına neden de işte bu mikroplar. Onlar sanıyorlar mı ki, mikroba karşı tedavi yapıldıktan sonra bebek sağlıklı doğacaktır. Ancak mikropların bu hastalığın oluşmasında hiçbir rolü yoktur.

Down sendromu 21. çift kromozomlarda meydana gelen anomali sırasında trisomiyanın meydana gelmesidir. Daha net meyozun (qametogenezin) normal gidişinin bozulması ile ilgilidir. Yumurta ve spermatazoid mutasyonlara duyarlı olduğundan bu sendromla dünyaya gelen çocukların sayısı yeterli kadardır. Down sendromunun başka bir nedeni de kromozom traslokasiyasıdır. Öyle ki, 15. çift autosom kromozomlardan biri olduğu gibi kalır, ancak ikinci kromozomun bir parçası delesiyaya uğruyor ve kayıp bölümü 21. çift kromozomların birinin terkib bölümüne geçer. Genotipdə 46 kromozom olmasına rağmen Down sendromunun belirtileri kendini göstermektedir. Down sendromunu yapan nedenlerden biri de bünyesinde Purina alkaloidləri – kafein, teobromin, teofillin olan maddelerin çok kabul edilmesidir.

İstatitikler

Down sendromlu bebek doğurma olasılığı kadınlarda yaş arttıkça artıyor. Çünkü hem yumurta, hem de spermatazoid haploid olduğundan mutasyonlara daha hassastırlar. Dolayısıyla 40-45 yaşındaki kadınların daun sendromlu çocuk dünyaya getirmelerine daha sık rastlanır.Bu da annenin yumurtazüceyrəsinin fizyolojik yaşlanması ile ilgilidir. Burada babanın hiçbir şey yoktur. Çünkü erkek çocuklarda spermatazoid buluğa erdikten sonra işyerine, kızlarda yumurtahüceyrənin temeli anne karnında iken konur. Kız çocuğu yumurta ile doğar.Onun yumurtahüceyrəsi kızın yaşından çok olur. Yani kız 35 yaşındayken yumurta 36 yaşında yarım olur. Bu nedenle Down sendromlu bebeğin doğması annenin yaşı ile doğrudan bağlantılıdır.

Yumurtahüceyrənin yaşı olanda, yani normal üreme yaş haddinden fazla olunca genetik aparatda hatalar olur. Bu hücrenin parçalanmasında olan hatalar da denir. Bunlar doğal sehvlerdir. Burda günah ne atada, ne de annede yoktur. Ana neden yaşın çok olmasındadır. Ama bazen genç kadınlarda da bu sendroma rastlanır, o da yine hücrenin bölüməsində yaşanan sehvlerdir. Kadındaki üçüncü 21. kromozomun oluşan gebeliğin ilk haftalarında kirli hava koşulları, stres ve normal beslenme da neden olur.

Not edelim ki, çocukta daun olduğu tespit edildiği takdirde aborta tercih edilir. Qadanların 35 yaştan sonra anne olmamaya üstünlük vermeleri de önerilir. Akraba evlilikleri de bazı doktorlar nedenler sırasında gösterirler. Hamile hanımların temiz havada sık sık gezdirilmesi, stresten uzak tutulması gerekir.

Down sendromu olan çocuklara gelince, onlar da sıradan bebekler gibi besleniyorlar. Ancak böyle hastalar piylənməyə meyilli oldukları için yağlı gıdalardan uzak olmaları önerilir.Vitaminli besinler daha önerilir. Down hastalarının dişlerinde de daima problemler olur. Bu yüzden de onlar daha çok kalsiyumlu besinler olmalıdır. En önemlisi de daun sendromlu çocukların ayakları ve elleri sık sık masaj olunmalıdır.

Down sendromu ile doğan çocukların gelişiminde ailelerin oranı, çocukla çalışmak yeteneği büyük rol oynar: “Down sendromu bir hastalık değildir. Down adı ilk kez 1866 yılında bu sendromun başlıca fiziksel özelliklerini kaydeden doktor – Con Lenqdon Daunun adını taşıyacak. Bu sendromun temel nedeni insanda normal 46 kromozom yerine, 47 kromozomun olmasıdır. Yani her bir hücrede 46, ya da 20 çift var. Down sendromu 21. çift kromozomlarda meydana gelen anomali sırasında trisomiyanın meydana gelmesidir. Down sendromlu çocuklar arasında sanatçı çıkıyor. Down sendromunun en çok adi formuna rast gelinir. bu çocuklar birbirlerine çok benzerler. bu yüzden sendroma “monqolizm” de denir. Yani çocuklar özellikle göz yapısına göre Moğollardan benzerler. Ama sorun çocuğun simasında yok, zihinsel inkişafındadır. Öyle ki, bu sendromu taşıyan çoğu çocuklarda entelektüel gelişmede geriqalmalar gözlenir. Ama bunun da hafif, orta, ağır dereceleri var “.

Gözlemler göstermektedir ki, Down sendromlu çocuklar erken kurulan evlilikler ve geç çocuk sahibi olan ailelerde daha fazladır: “20 yaşından genç annelerin bile çocukları olabilir. Diğer yandan, 35-40 yaşındaki her 400 kadından 1’i Down sendromlu çocuk dünyaya getirebilir. 40 -45 yaşındaki her 80 kadından 1-nini çocuğu Down sendromlu doğabilir. Yani yaş arttıkça beklentiler artıyor. İkinci yandan Down sendromlu bebeğin doğması sadece anneden bağlı değildir. Burada babanın da yaşı rol oynuyor “- diyor uzmanlar. Yabancı ülkelerde gebe kadınların her biri bu sendroma karşı kontrol edilir. Gebeliğin yaklaşık 4. ayında çocuğun Down sindromulu olup olmayacağı bellidir: “Anaya çocukla ilgili bilgiler verilir. Ama gebeliğin önlenmesi annenin taahhüt bırakılıyor. Azerbaycan’da perenatal teşhis yoluyla çocuğun Down sendromlu doğup-doğulmayacağını tespit olur. Ancak bölgelerdeki durumla ilgili bilgi kıtlığı var “. Psikolog Down sendromu hakkında annenin kötü məlumatlandırılmasını da önemli sayar: “Down sendromlu çocuklara doğum evlerinde teşhis konulabilir. Ama bazen hemşireler veya diğerleri anneyi yanlış bilgilendirebilirsiniz bilirler. Örneğin,” böylece çocuklar konuşabilir, geze bilmirler. Onlardan çocuklar olmaz.Onların hafızaları zayıf olur, hatta anne babalarını tanımıyorlar “gibi ifadeler … Bu yüzden de bazıları çocuklarını çocuk evlerine atıyorlar. Down sendromu ile ilgili bilgisizlik var, farkındalık aparılmaldır”. Psikolog diyor ki, hala bazı ailelerin oranı çok düşüktür: “Çocuğun gelişimi ebeveynlerin onunla çalışmasından çok bağlıdır. Down sendromu ile doğan çocuklarla erken yapmak gerekir. Böyle çocuklar rehabilitasyon merkezlerine çekilmeli, onlarla psikolojik çalışma yapılmalıdır”.

Psikoloğun göre, Down sendromu ile doğan çocukların benzer belirtileri şunlardır – onların boyu kısa, kafatası küçük ve yuvarlak olup yüz bölgesinde yastılaşır. Yanaklar yüzün yassılaşmış fonunda bir miktar ortaya çıkıyor. Gözleri dikdörtgen ve küçük, göz yarığı şaşı, gözbucağında deri büküşlü, ağzı yarıaçıq, dili büyük olur. Böyle çocukların kasları ve eklemleri az gelişmiş olur. Dişlerine gelince, Down sendromu ile doğan çocuklarda dişler çarpık olur ve normal ardicilliga uygun çıkmıyor. Onlarda ağız boşluğu normalde olduğundan nispeten küçük, dil ise büyüktür. Bu sendromla doğan çocukların avuçları enli, parmakları kısa, çeçələ parmak biraz içeriye doğru bükülmüş olur. Bir çok çocuklarda göstergesi parmakla baş parmak arasındaki mesafenin çok büyük olmasındadır.

Down sendromu ile doğan çocuklarla ilgili verilen bilgilerde belirtiliyor ki, böyle çocuklarda sınırlı anlama becerisi, büyük ve küçük motor sorunları var. Çocukların konuşmasında lengime, zayıf işitme, görme problemleri olur. Onların dokunulmazlıkları de zayıf olur ve bu çocuklar kulak, göz enfeksiyonlarına meyillidirler. Ama Down sendromu ile doğan çocuklar arasında zihinsel ve fiziksel olarak gelişme yapanlara da rastlamak mümkündür. Psikolog diyor ki, böylelerinin sayısı az olsa da, var: “Örneğin, hepimizin iyi tanıdığımız, sevdiğimiz aktyorlardan biri Down sendromu ile doğdu. Ama zihinsel olduğundan tanınmış ve oldukça sevilen sanatçılar arasında yer aldı. Yurtdışında da Down sendromu ile doğan ünlü aktörler, sanatçılar var ve onların zihinsel kusuru yoktur “.

Azerbaycan’da Down sendromu ile doğan çocukların sayısı ile ilgili farklı rakamlar veriliyor. Örneğin, Sağlık Bakanlığı Down sendromlu insanların sayısının 336 kişi olduğunu açıklıyor. Onların 13 yaşadek olanları 296, 14-17 yaş arasında 21, 18-29 yaş grubunda 11, 30 ve daha yukarı yaş grubunda 8 günün. Bu sorunla ilgili STK’lar rakamların 700-e yaklaştığını belirtiyor. Ü.Əsədova her doğan 700 çocuktan 1’inin Down sendromlu olduğunu aktardı: “Son zamanlarda azalma görülmektedir. Bu, sağlık gelişimi ile ilgili olabilir. Çünkü şu anda hamile kadınlar çeşitli enfeksiyonlara karşı yoxlanılırlar”. Kaldı ki çocukların topluma entegrasyonuna, bununla ilgili faaliyete başlandı: “Şu anda hem zihinsel, hem de fiziksel olarak gelişmemiş çocuklar için Nizami ilçesindeki 210 sayılı okul ve 113 sayılı çocuk bahçesi inklyuziv eğitim projesine,” Özel ihtiyaçları olan çocukların eğitiminin organizasyonu Kalkınma programı “na katıldı. Her iki eğitim departmanı özel ihtiyaçları olan çocuklar için uyarlanacak:” Şu anda öğretmenlere terninqlər yapılır. Çocukların kreşe kabulü özel denetimden sonra müeyyenleşdirilecek. Her çocuk çeşitli alanlarda 4 uzman tarafından 8 anabilim dalında kontrol edilecektir. Çocuğun gelişimi, görmesi, duyması, kavraması, dikkati, hafızayı, başadüşmə becerisi, kendini ifade etmesi öğrenilecek. Genel olarak, Down sendromlu çocukların zayıf ve güçlü yönleri var. Örneğin, onun işitme ve görme zayıflığı, konuşmasında kusuru olur. Bu, çocuğun zayıf tarafıdır. Ama böyle çocuklarda taklit, taklit yeteneği yüksektir. Down sendromlu çocuklar metni çabuk kavrıyorlar.Onlarda mekanik hafıza güçlü olur. Çocukların topluma çıkarılması, etkinliklere katılması çok faydalıdır “.

Eskiden Down sendromu ile doğan çocukların 16-18 yıl ömür sürdüğü bildiriliyordu. Psikolog diyor ki, hazırda Down sindromulu insanlar normal insanlar gibi hayatını sürdürdüğü doğrulanır: “Ben kendim dış ülkelerin birinde 40-50 yaşındaki Down sendromlu insanla rastlaşmışam. Onlarda bu sendromla birlikte diğer hastalıklara yakalanma ihtimali yüksek olur. Bir sebep de ebeveynlerin bilinçaltı olarak çocuklarının sık öleceğini qəbullanmasıdır. Bu çocuklar normal insanlar gibi 70 yıl da yaşayabilirler. Down sendromlu çocukların aile kurmasına gelince bazıları erkek çocukların sonsuz olduğunu söylüyorlar. Fakat son yıllarda Down sendromlu erkeklerin çocuk sahibi olabileceği tahmin edilmektedir. Kızlar ise normal insanlarla aile kurduktan dünyaya sağlıklı çocuklar getirebilirler “.

Çocuklarınızın Down sendromlu olduğunu öğrenince onlardan vazgeçmeyin. Çocuklarınızı iyi terbiye edeceğinize, onunla her şeyin yolunda olacağına kendinizi inandırın. Hiçbir zaman unutmayın: Onlar hasta değildirler, sadece farklıdırlar. Onların büyütülmesi, terbiye edilmesi imkansız değil. Evet biraz zordur, ama mümkünat değildir. Onların da diğer çocuklar gibi sevilmeye, değer verilmeye hakları var.Uşaqlarınızı sevin.Onların dokunulmazlıkları diğer uşaqlardakından zayıf olabilir, ama bu demek değildir ki, hızla ölür.Onları hayata gelmemiş öldürmeyin, vazgeçmeyin! Onlar da bizim gibi canlıdırlar, insandırlar ve en önemlisi onların da yaşamaya hakları vardır. Bir düşünün, onların yerine siz olsaydınız ve valideynləriniz sizden imtina etsəydilər..Siz Babalarınız küsüp, inciməzdiniz mi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir